Anasayfa || HABERLER || Enerji & Çevre || Sürdürülebilir Yaşam Tarzı ve Geri Dönüşüm
Enbiya AKBULUT tarafından yazıldı.    Pazartesi, 02 Şubat 2009 14:03    PDF Yazdır e-Posta
Sürdürülebilir Yaşam Tarzı ve Geri Dönüşüm
Dünya yaşanmaz bir hale getirenlerin artık bunu fark etmeleri gerekir. Dünya ayağımızın altından gitmiyor. Dünya insanın yaşam koşullarını sürdürebileceği bir hale geliyor ve bu geminin içinde hepimiz varız.

Sürdürülebilir kalkınma hedefinin değişik yorumların yapıldığı günümüzde sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması hedef alınmalardır. İnsanoğlu yaşamını kendi dışında yaşayan varlıkların mevcudiyetiyle sürdürülebilecektir.

Bu canlı dünyada barış içinde yaşamak zorundayız.

Çevre konularını birbirlerinden ayrı sorunlar olarak görmenin ötesine geçip, gezegenimizi ve tabi ki, kendimizi de kurtarmamız için gerekli temel ekonomik ve sosyal reformlara doğru ilerlemeye başlamaktır.

Sizler için bir araştırma yazısı hazırladım.

1 SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM TARZI

Dünyadaki çevre sorunlarının boyutlarının kavranması bir anlamda, yirmi yoldan fazla bir süredir atmaktayız. 1972'de Stochholm'de gerçekleştirilen BM insan Çevre Konferansı, küresel düzeyde en önemli dönüm noktalarından biridir. O toplantıdan bu yana geçen 19 yıl içinde dünya çapında bir çevre hareketi doğmuş, binlerce sivil çevre örgütü kurulmuş ve dünyanın tüm uluslarında çevre yasa düzenlemeleri yaygınlaşmıştır.

Rio de Janerio'da gerçekleştirilecek yeni bir küresel çevre zirvesinin yaklaştığı 1990'lı yılların başlarında başbakan ve başkanların önemli konuşmaları, çevreye değinmezlerse yarım kalmış sayılır. Pek çok şirket yöneticisi kendini çevreci ilan etmiştir.1972'den bu yana 115'ten fazla ülkede çevre kuruluşları ya da bakanlıkları kurulmuştur.

Yasaların oluşturulması ve bakanlık kurulması, çevre konusunda gerçek bir ilerleme anlamına gelmez. Stockholm Konferansı'ndan bu yana geçen yirmi yıl içinde kaydedilen başarı örnekleri oldukça dağınıktır. Cleveland'daki Cuyahoga Irmağı artık ateş almamaktadır ve Büyük Göller'den bazıları yeniden yüzülebilir hale getirilmiştir. Tokyo'da ve pek çok Kuzey Avrupa ülkesinde hava kirliği azalmış, ABD'nin ekilebilir topraklarında erozyon yavaşlamıştır.

"Sanayi sonrası" çağını yaşayan kuzey ülkeleri dışında kalan bölgelerde kaydedilen ilerleme oldukça azdır: Doğu avrupada ki bazı bölgelerde çevre kirlenmesi yüzünden salgın hastalıklar yaşanmakta, su kaynaklarının kötü kullanımı Güney Asya'nın büyük kesiminde tarım potansiyeli azalmakta ve tarım erozyonu, Afrika'nın büyük bölümünde gıda üretimini olumsuz etkilemektedir.1991'deki, dünyanın son yirmi otuz yıldır yaşadığı en kötü kolera salgını, Peru'da halka temiz su sağlamadığını göstermiştir. Mexico City'de halkın, yaşamını tehdit edici boyutlara gelen hava kirliliğiyle baş edebilmesi için bozuk parayla çalışan oksijen istasyonları kurulması planlanmaktadır.

Küresel düzeyde göstergelerin nerdeyse tamamı olumsuzdur. Artık atmosferdeki sera gazları her yıl yükselerek yeni bir düzeye ulaşmakta ve ozon tabakası giderek incelmektedir. Atmosfere gelen bu temel saldırılara nerdeyse tamamen, fosil yakıtların ve ozonu delen kimyasal maddelerin en önemli kullanıcısı olan zengin uluslar yol açmaktadır. Ama uzun vade de bedeli tüm insanlık ödeyecektir. Ozon tabakasını delinmesi, Aerosol köylülerinin cilt kanserine yakalanmaları yol açabilir ve küresel ısınma yüzünden yaşamları boyunca hiç elektrik kullanmamış Bangladeşlerin evlerini su basabilir.

Çevre bilincinin gelişmesine rağmen gezegenimizin sağlığı benzeri görülmemiş bir şekilde bozulmuştur. 1972'den bu yana dünya yaklaşık 200 milyon hektar ağaçlık alanı kaybetmiştir. Bu alan Mississippi'nin doğusunda kalan tüm ABD topraklarına eşittir. Çöl alanlarının büyüklüğü 120 milyon hektar artarak, Çin ve Nijerya'daki ekilebilir topraklardan daha fazla bir alanı kaplar hale gelmiştir. Dünya çiftliklerinin yitirdiği 480 milyar tonluk humus yaklaşık olarak, Hindistan ve Fransa'nın tarım topraklarını örten humusa eşittir. 1972'de gezegenimizi bizimle paylaşan binlerce bitki ve hayvan türü artık yok olmuştur.

Ekonomistin bakış açısıyla ekolojik sorun, ekonominin, ekonomi modelleri içinde "içselleştirilmesi" ve ekonomik planlamanın sınırlarında ele alınması gereken önemsiz bir alt dalında başka bir şey değildir. Ama çevrebilimci için ekonomi, küresel ekosistemin dar bir alt kümesidir. İnsanın giderek çoğalan ekonomik faaliyetleri, temelde içinden türediği doğal sistem ve kaynaklardan ayrılamaz ve küresel ekosisteme zarar veren hiçbir faaliyet sonsuza dek süremez. Çağdaş toplumlar teknolojilerindeki gelişmişliklerine rağmen, doğaya bağımlılıklarına yadsıyarak kendilerine zarar vermektedirler.

Dünya topluluğunu giderek yükselen yoksulluk dalgasını durdurmada başarısız kalmasını pek çok nedeni vardır. Bunlardan biri hızlı nüfus artışı, bir diğeri ise hükümetlerin ekonomik ve politik sistemlerini iyileştirememeleridir. Bu arada, seksenli yıların ortalarındaki dış yardımlar durmuş ve 1,2 trilyon tutarındaki dış borç oranı, düşük gelirli Ülkerlerin mali kazançlarını tüketip, kredi alabilme düzeylerini düşürmüştür. 1990'daki 950 milyar dolarlık askeri harcama, en büyük kaynak tüketicisi olmuştur.

Hava kirliği tüm dünyada yüzlerce şehirde ve hatta pek çok kırsal alanda sürekli bir sorun haline gelmiştir. Günümüze Bombay'ın havasını solumak, günde 10 sigara içmeye eş değerdir. Mexico city'de hava, yaşamı tehdit edici olarak görülmekte ve kadın diplomatlar hamillilikleri sırasında ülkelerine dönmeye teşvik edilmektedir. Bangkok'ta 2 milyon otomobil ve bunların düşük nitelikteki kurşunlu benzin kullanılması şehrin havasını, 38 kimyasal maddeden oluşan bir çorbaya dönüştürmüştür. 1990'da şehirde bir milyon kişi solunum sorunları nedeniyle tedavi görmüştür.sos.jpg

Sürdürülebilir bir toplum yaratma mücadelesi başarıya ulaşacaksa öncelikle, hedefimiz hakkında bir görüşümüz olmalıdır. Topluma güç sağlamak için fosil yakıt kullanmayacaksak, başka ne kullanacağız? Yiyecek yetiştirmek için ormanlar açılamayacaksa daha da yüksek bir nüfus nasıl beslenecek? Kullanıp atmaya dayanan bir kültür kaçınılmaz olarak kirliliğe ve kaynakların yok olmasına yol açıyorsa maddi gereksinimlerimize nasıl doyuracağız? Kısacası, şu andaki yolumuz bu denki mantıksızsa, sürdürülebilir bir küresel toplum yaratma amaçlı eylemlerimize kılavuz olarak nasıl bir gelecek görüşünü alacağız?

1.1 SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR EKONOMİNİN ŞEKLİ

Sürdürülebilir bir ekonomi yaratmanın en açık ön şartlarından biri, dünyanın temel enerji kaynakları olarak olarak petrol ve kömürün kullanılmasından vazgeçmektir. Sponsorluğunu BM'nin yaptığı 1990 tarihli bir bilimsel panelde, fosil yakıtlara bağımlılığın sürdürülmesinin iklimde korkunç değişimlere yol açacağı bildirilmiştir. O halde, sürdürülebilir bir dünya ekonomisinde temel güç kaynağının petrol ve kömür olması mümkün değildir.

Bu yakıtlara bağımlılığı azaltmanın en kolay, hızlı ve ucuz yolu enerji daha etkin şekilde kullanmak yani, daha azla daha çoğunu yapmaktır. Evleri hava şartlarına karşı daha korunaklı, otomobilleri yakıt kullanımında daha ekonomik ve sobaları daha etkin hale getirmek için yeni teknolojiler kullanarak hem enersi gereksinimi azaltabilir, hem de, insanların giderek artan gereksinimleri karşılanabilir. Son yüzyıl boyunca teknolojideki ilerlemeler sayesinde sürekli etkinlik kazançları elde edilmiştir. Fakat yine de, fosil yakıt kullanımı iklimin istikrara kavuşmasını sağlayacak oranda azaltmak istiyorsak, bu sürecin daha da hızlandırılması gerekiyor.

Önümüzdeki yüzyılın son dönemlerinde ikilimin istikra kavuşması için, dünya karbon yayımının hemen azaltmaya başlanması gerekir. Yaklaşık 23 ülke, yayımların şu andaki düzeyde dondurulmasından %30 azaltılmasına dek uzanan hedefler saptanmıştır. Kasım 1990'da, Cenevre'de gerçekleştirilen ikinci dünya İklim Konferansı'nda 137 ülke, küresel ısınmanın yavaşlatılması için 1992'de Rio de Janeiro'da gerçekleştirilecek BM Konferansı'nda benimsenecek bir anlaşma taslağı hazırlamayı kabul etmiştir. Politik farklılıklar, münazaraları hala gölgelese de, en azından bazı sanayileşmiş ülkeler enerji politikalarını kısa süre içinde, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltacak şekilde yeniden yönlendirecek gibi görünmektedir.

Çeşitli ülkelerde sürdürülen araştırmalara göre binai fabrika ve ulaşım sistemlerinde enerji kullanımının azaltılması, yalnızca karbon yayımını düşürmekte kalmaz, maliyetinden daha yüksek miktarda para tasarrufu yapılmasını sağlar. Önümüzdeki 15 yıl içinde pek çok zengin ülke karbon yayımını %20'ye ulaşan oranlarda azaltabilir. Gelişmekte olan ülkeler ise gelecek için tahmin edilen yayınımları daha da yüksek oranlarda azaltabilir ve bu arada, ekonomilerini de güçlendirebilir. Enerji etkinliğinin artırılması Üçüncü Dünya ülkeleri için gerçekten de sürdürülebilir kalkınmanın temel önkoşuludur.

Thomas Edison'ın devrim yaratan akkor ampullerinin yalnızca müzelerde yer alacağı günleri kendi yaşam süremiz içinde görebiliriz. Bu ampullerin yerini halojen ve sodyum ışığı gibi yeni aydınlatma sistemleri alacak. En önemli yeni ışık kaynağı, söz gelimi, aynı miktarda enerjiyi 75 vat yerine 18 vatla üretebilen kompakt flüoresan ampuller tüketicilerin elektrik giderlerini azaltmaktan öte, eski tip ampullerden yedi kat daha uzun bir süre dayanırlar. Buna geliştirilmiş rezistans ve halojen lambaları gibi diğer yeni aydınlatma teknolojileri ve yeni binalarda gün ışığının kullanılması da eklendiğinde, aydınlatmada kullanılan enerji miktarı en az yarı yarıya azaltılabilir.

Etkinliği artırma zorunluluğu endüstriyi de şekillendirecektir. Gelecekte çelik üretimi büyük olasılıkla, günümüzün açık firmalarının yarısı kadar elektrik kullanan elektrik arkı fırınlarda yapılacaktır. Alüminyum gibi, enerji kullanımı fazla malzemeler belki de yalnızca özel uygulamalarda kullanılacak ve bu malzemelerin yerini büyük oranda, enerji kullanımı daha az olan sentetik maddeler alacaktır. Elektrikli motorların tasarımı ve bakımındaki büyük ilerlemeler, tüm dünyada yüzlerce geniş bulunması zorunluluğunu yok etmeye yeter.

Sürdürülebilir enerji sistemine geçiş, günümüz toplumlarını pek çok açıdan yeniden şekillendirecektir. En büyük değişim kaçınılmaz olarak, gelişmekte olan ülkelerde yaşanacak; bu ülkelerde yeni ve enerji etkinliği yüksek teknolojilere hızla geçecek ve bu teknolojilerin pek çoğu köylerde kullanılacaktır. Tarımda enerji kullanımı azalacak ve çiftliklerin çoğu, hem gıda hem de enerji üreticisine dönüşeceklerdir. Bir bütün olarak da ekonomi daha âdemi merkeziyetçi olacaktır. Bu değişimlerin bazıları şimdiden bilinirken, bazıları ancak tahmin edilebiliyor.

Sürdürülebilir bir enerji ekonomi sininde, kirlilik oranı daha düşük ve ekonomi Orta Doğu'daki politik karşılıkların yarattığı ekonomik krizlere karşı daha korunaklı olacaktır. Enerji kaynakları daha pahalı olsa da, bir bütün olarak enerji sistemi çok daha ekonomik olabilecektir. Etkinliğin artması enerji faturalarının düşmesini sağlayacak ve kirlilik kontrolüne sürekli yatırım yapma zorunluluğu ortadan kaldıracaktır. Sanayileşmiş ülkelerde fosil yakıtlara bağımlılığın azalması, refah düzeyinin sürdürülebilmesini sağlayacaktır. Üçüncü Dünya ülkeleri içinse bu, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ön şartı olacaktık.


1.2 ALTERNATİF ENERJİLERİN EKONOMİSİ


alternatif_enerjilerin_ekonomisi.jpgKarbon yayımlarının iklimin istikrara kavuşturulmasını sağlayacak oranda azaltılması

İçin, enerji etkinliğinin artırılmasını yanı sıra, yeni enerji etkinliğinin artırılmasının yanı sıra, yeni enerji kaynaklarını geliştirilmesi de gereklidir. Teorik olarak, bu hedefe hem nükleer güçle hem de gün ışığına faydalı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ulaşmak mümkün, ama tüm dünyada nükleer güçten giderek uzaklaşılması ve yenilenebilir enerjilerdeki hızlı ilerleme, bir güneş geleceğinin yaratılmakta olduğunu göstermektedir.

Atom enerjisiyle karşılaştırma yapıldığında ortaya büyük bir fark çıkar. Nükleer güç devletten büyük destek görse ve şu anda, yenilenebilir enerji kaynaklarının pek çoğundan daha fazla güç sağlasa da, son zamanlarda yaşanan gelişmeler, getirdiği ekonomik ve çevresel yükler nedeniyle toplumların nükleer gücü reddetmeye başladıklarını göstermektedir. 1991'de tüm dünyada yalnızca yaklaşık 50 nükleer tesis kurulmuş bu sayı 1980'de 200'dü ve son üç yılda yalnızca dokuz yeni tesis gündeme gelmiştir. Almanya, Sovyetler birliği ve ABD gibi ülkelerde yeni nükleer tesis siparişleri tamamen durdurulmuştur.

Başta biokütle ve su gücü olmak üzere yenilenebilir enerjilerin daha şimdiden dünya enerjisinin yaklaşık %20 sini sağladığını öğrenmek pek çok kişiyi şaşırtacaktır. Kimi sanayileşmiş ülkelerde yenilenebilir enerjiler merkezi bir rol üstlenmiştir: sözgelimi Norveç, enerjisinin yarıdan fazlasını su gücünden ve odundan elde etmektedir. Başta odun olmak üzere biokütle tek başına, genellikle uzun vadede sürdürülemeyecek bir şekilde olsa da, gelişmekte olan ülkelerin toplam enerji gereksiniminin %35'ini karşılamaktadır. Gerçekten de pek çok bölgede ormanların bozulması ya da yok olması, milyonlarca insanın yakıt kaynağını tehdit etmektedir.

Bina tasarımında ve yerleştirimindeki küçük değişikliklerle, güneş ışıklarından yararlanılması sağlanabilir. Yeni binalarda doğal ısıtma ve serinletmeden yararlanılarak enerji kullanımı %80'den fazla bir oranda azaltılabilir. İsrail ve Ürdün'de daha şimdiden, evde kullanılan sıcak suyun %25-65'i çatı güneş toplayıcılarıyla ısıtılarak elde edilmektedir. ABD'de doğal sıcak ve soğuk hava akışlarından yararlanan 250 bin pasif güneş evi ve 1 milyondan fazla aktif güneş ısıtma sistemi kurulmuştur. Dahası, gelişmiş güneş toplayıcıları, endüstrinin taleplerini karşılayabilecek düzeyde sıcak su üretebilmekte, maliyeti düşük güneş enerjisiyle çalışan kutulu pişiriciler pek çok kırsal bölgede kullanılmaktadır. Yaklaşık 100 bin pişirici Hindistan'da kullanılmakta ve Afrika, Asya ve Latin Amerika'da da pek çok köyde denenmektedir.

Güneş enerjisinin'nin diğer bir şekli olan rüzgâr gücü de, güneşin yeryüzünü düzensiz şekilde ısıtmasından kaynaklanan hava akımının yarattığı enerjiyi kullanmaktadır. Rüzgârlı bölgelerdeki kulelere yerleştirilen ve pervaneyle çalışan mekanik türbinlerde elektrik üretilir. Doksanların sonunda bu elektrik kaynağının maliyetinin kilovat saat başına yaklaşık 5 sent düzeyinde olması beklenmektedir. Kaliforniya'da kazanılan deneyimlerle mümkün olabilmiştir; Kaliforniya da 15000 rüzgâr makinesi yılda 2,5 milyar kilovat saat enerji üretmektedir ki bu, San Francisco'daki tüm evlerin gereksinimlerini karşılayabilecek rakamdır. Dünyanın ikinci büyük rüzgâr enerjisi üreticisi olan Danimarka da 1990'da enerjisinin yaklaşık %2'sini rüzgâr türbinlerinden elde etmiştir.

Tarım ve orman atılarının daha etkin şekilde dönüştürülmesi, gelişmekte olan ülkelerin giderek artan yakıt gereksinimlerini biokütle enerjisini kullanarak karşılamalarını sağlayacaktır. Tarımsal atıklardan ve insan atıklarından elde edilen metan daha şimdiden, Çin ve Hindistan'da milyonlarca insana etkin pişirme yakıtı sağlamaktadır. Modüler elektrik üretimi için etkinlik düzeyi yüksek ve yakıtını büyo kütleden sağlayan gaz türbinleri çok küçük ölçeklerde kurulabilir. Üretim kapasitesinin yaklaşık 50 bin megavatı Afrika'nın 1990 toplamının %75'i yalnızca şekerkamışı atıklarının yakılmasıyla elde edilebilir. Gelecekte bütünleşik tarım ormancılığı sistemleriyle yakıt, gıda ve inşaat malzemeleri üretilebilir.

Su gücü şu anda, dünya elektriğinin yaklaşık beşte birini sağlar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu alanda büyük bir artış potansiyeli olsa da, çevre kısıtlamaları bu gelişmeye sınırlama getirmektedir. Küçük ölçekli projeler genellikle, devletlerin ve uluslar arası kredi ajanslarının yeğledikleri büyük projelerden çok daha umut vericidir.

Yenilebilir enerji sisteminin diğer bir önemli unsuru da jeotermal enerji, bir başka deyişle yeryüzü çekirdeğinin ısısı, Biokütlede olduğu gibi jeotermal kaynakların da gerçekten yenilenebilir olmaları için dikkatle işlenmeleri ve yönetilmeleri gerekmektedir. Yanlış yönetim, yerel ısı kaynağının boşalmasına yol açabilir. Jeotermal tesislerde zamanın %90'dan fazla bir bölümde güç üretebilmesi, güneşsiz ya da rüzgârsız zamanlarda da elektrik üretilmesini sağlamaktadır.

Suyun elektrolizi aracılığıyla ucuz güneş ya da rüzgâr elektriğinden hidrojen üretilmesi, güneş enerjisinin depolanması ve çöllerden ya da rüzgârlı düzlüklerden binlerce kilometre uzaklıklara etkin bir şekilde aktartması için Petro kömür ya da elektriğe göre daha ucuz, temiz yanan bir gaz yakıttır. Dahası günümüz fabrikalarının, evlerinin ve ulaşım sistemlerinin yoğun gereksinimlerinin büyük bir kısmını karşılayabilir. Güneş-hidrojen bileşimi, yenilebilir kaynaklara dayalı yeni bir küresel enerji ekonomisinin temel taşı olabilir.

Gerekli olan enerjinin tümü tek bir enerji, kaynağından elde edilemez Büyük olasılıkla, bir dizi yenilenebilir teknolojinin kullanılması gerekecektir. ABD yirmi otuz yıl içinde elektriğin %30 unu gün ışığından,%20'sini su gücünden,%20'sini rüzgâr gücünden, %10 ‘unu doğal gaz yakan ortak üretimden elde ederek, ulusal karbon yayınımını üçte birden fazla bir oranda azaltabilir. Bir Kuzey Afrika ülkesi elektriğin yarısı güneş gücünden elde edilebilirken, İskandinavya rüzgâr, odun ve su gücünden, Filipinler ise jeotermal enerjiden yararlanabilir.

Yenilenebilir enerji sisteminin şekli şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır. Mevcut kaynakların son derece bol ve çok yönlü olduğu görülmektedir. Güneş ekonomisinde çok çeşitli teknolojilerin bileşimi kullanılacak, yararlanılan enerji kaynakları bölgenin iklimine ve doğal kaynaklarına göre değişecektir. Ama yenilenebilir enerjiye dayalı ekonomisinden daha güçlü, daha istikrarlı ve kirlilik oranı daha düşük olacaktır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için güneş, geleceğin fosil yakıtların getirdiği ekonomik ve çevresel yükten kurtulmanın tek yoludur.

1.3 SÜRDÜRÜLEBİLİR ÖRNEKLER

COCA-COLA, pet şişelerini geri dönüştürmek üzere 60 milyon dolar yatırımla dünyanın en büyük fabrikasını açıyor. 120 bin metrekarelik alana kurulan Spartanburg Fabrikası'nda her yıl ortalama 45 bin ton pet üretilebilecek. Bu da yaklaşık 2 milyar adet 500 mililitrelik Coca-Cola şişesine denk geliyor. 2008'de açılması planlanan fabrikanın tam kapasiteyle faaliyete geçmesi 2009 yılını bulacak. Plastiğin geri dönüşümle yeniden kullanıma sokulabilmesi mali avantajın yanı sıra enerji tasarrufu sağlıyor ve atık miktarını önemli ölçüde düşürürken, üretilen sera gazını da azaltıyor. Spartanburg Fabrikası'nın önümüzdeki 10 yıl içinde karbondioksit emisyonunda bir milyon ton azalma sağlayacağı tahmin ediliyor. Bunun da 21 bin 500 aracın trafikten çekilmesine eşdeğer olduğu belirtiliyor.

Sürdürülebilir Kalkınma adına Türkiye'de gerçekleştirdikleri faaliyetler:

Kocaeli'de işletmesini gerçekleştirdiği İzmit Kentsel ve Endüstriyel Su Temini Projesi'nin Halk
Sağlığı Yönetmeliği gereklerine uygun ve verimli bir şekilde işletilmesi için gerekli hassasiyeti
gösteren Thames Water Türkiye, proje kapsamındaki Yuvacık Barajı'nın su tutma havzası için
"Koruma - Kontrol" programına destek verdi. Yenilenebilir doğal su kaynaklarının üretimi (kalite,
miktar ve rejim) amacıyla planlaması hedefini güden programda kirliliği en aza indirmek ve su
kalitesini sürekli yüksek tutmayı hedefleyen ayrıntılı bir araştırma gerçekleştirildi. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların gerçekleştirilmesi halinde su kaynağının ve onu besleyen kolların endüstriyel ve evsel olarak kirletilmesi önlenecek ve Baraj göllerinde çokça görülen bataklaşma olarak da adlandırılan "Euthrophication" olayının önüne geçilmiş olacak.



1.4 MALZEMELERİ YENİDEN KULLANMAK VE GERİ DÖNÜŞTÜRMEK

yeniden_geridntrmek.jpgYirminci yüzyılda Batı toplumlarında yerleşen kullan-at anlayışı nedeni ile o kadar çok enerji tüketilmekte, okadır çok karbon yayılmakta ve o kadar çok hava kirliliği, zahirli atık ve çöp üretilmektedir ki toplum adeta kendi kendini boğazlıyor gibidir. Endüstriyel planlı eskimişlik ve ne pahasına olurda olsun rahatlık sağlama kavramına dayanan bu yaklaşımı tarihçiler, ekonomik bir sapkınlık olarak görebilirler. Çevresel açıdan sürdürülebilir bir ekonomide, günümüzün çöp toplama ve çöpleri yok etme şirketlerinin yerini atıkların azaltılması ve geri dönüştürme endüstrileri alacaktır.

Yeniden kullanma daha da çarpıcı kazançlar sağlar. Sözgelimi, kullanıp atılan içecek kutusunun yerine geri dönüştürülmüş camın kullanılması enerji kullanımını yaklaşık üçte bir azaltırken, yeniden doldurabilir cam şişe kullanıldığında enerji kullanımı onda dokuz oranında düşmektedir. Yeniden kullanma ve geri dönüştürmenin sağladığı tasarruflar üründen ürüne değişse de bu rakamlar, yeniden kullanmanın çevre açısından sağladığı avantajları yansıtmaktadır.

Geri dönüştürme, toprak, hava ve su kirliğinin azaltılmasında da anahtar rol oynar. Sözgelimi, hurdadan çelik üretimi hava kirliğinin %85 su kirliğinin %66 azalmasını sağlar ve madencilik atıkları sorunu tamamen yok eder. Geri dönüştürülmüş malzemeden kâğıt üretimi havaya karışan kirleticileri %74, suya karışan kirleticileri %35 azaltır ve ayrıca geri dönüştürülen miktarda doğrudan orantılı olarak, ormanlar üzerindeki baskıyı hafifletir.

Tüm dünyada görülen kullan at ekonomisi akımına ilk engel, yetmişli yıllarda petrol fiyatlarının tırmanması ve çevre bilincinin gelişmesi ile birlikte gelmiştir. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, geri dönüştürmeyi daha çekici hala getirmiş ve dehada çok metal, cam ve kâğıdı çöpe atma eğilimini yavaşlatmıştır. İkinci gelişme, seksenli yıllarda kent çöplük alanlarının dolması sonucunda belediyelerin çöplerini uzak bölgelere göndermek zorunda kalmalarıyla kendisini göstermiştir. ABD şehirlerinde çöp boşaltma maliyetlerinin son on yılda kat kat artması, geri dönüştürme endüstrilerinin kurulmasını Maliyet açısından etkin hale getirmiştir.

Almanya, buzdolabı gibi ev cihazlarının, kloroflorokarbon gazları (CFC) da dâhili olmak üzere içerdikleri tüm malzemelerin yeniden kullanılması konusunda da öncülüğü üstlenmektedir. Bizi ultraviyole ışınlarından koruyan atmosferdeki ozon tabakasını delen ve sera gazı artış hızının beşte birinden sorumlu olan kimyasal maddeler ailesi CFC gazlarından, tipik bir buzdolabında 1 kg bulunduğu düşünüldüğünde, bunun ne denli önemli bir ilerleme olduğu anlaşılabilir. Alman teknoloji, buzdolabında kullanılan buhar yalıtımındaki ve komporasördeki CFC gazını yeniden kullanmaktır.

Kullan-at ekonomisinin uzaklaşma amaçlı ilk adımlar geri dönüşüm konusu üzerinde yoğunlaşmışsa da uzun vadede sürdürülebilirlik, atık akışlarının yok edilmesine bağlıdır.

Gezegenimizin giderek çoğalan nüfusun gereksinimlerini, atık akışını sistematik olarak azaltarak ve geriye kalan malzemelerin Çoğunu yeniden kullanarak ya da yeniden dönüştürerek yaşamımızı destekleyen sistemleri yok etmeden karşılayabiliriz. Bu yönde atılacak adımlar hava ve su kirliğinin azaldığı daha yaşanabilir bir çevre yaratılmasından öte, günümüzde pek çok sanayileşmiş ülkede manzarayı bozan çirkin çöp yığınlarının da ortadan kalkmasını sağlayacaktır.




1.4 NE YAPILne_yapalarbilir.jpgARBİLİR?

Naylon alışveriş torbaları dünyada en yaygın kullanılan tüketim malzemeleridir. Ancak naylon torbalar ayrışmadığından birçok soruna neden olmaktadır. Bu konuda çalışmalara örnek olarak Bangldeş gösterilebilir. Atılan naylon torbaların drenaj ve kanalizasyon sistemlerini tıkayıp sellerde ve suda kaynaklanan hastalıklarda artışa neden olduğu görüldükten sonra naylon torbalar yasaklanmıştır. Üreticiler biyolojik olarak ayrıştırılabilen ya da gübreye karışabilen naylon torbalar üretmektedirler ancak bu tür ürünlerin Pazar payı az olduğundan fiyatları çok yüksektir.

Suda sürdürülebilirlik açısından araştırmalar ekinlerin en önemli dönemleri olan gelişme döneminde yeterli su almaları koşuluyla normalde kullanılan %25 daha az sulamayla bile ürün verimini kavranabileceği ortaya çıkardı. "Eksik sulama adı verilen bu yöntem su sıkıntısını çeken bölgeler için zorunlu hale gelmeye başlamıştır.

Kullandığımız anti bakteriyel özellikteki sıvı sabunlar, duş jelleri ve vücut şampuanları son zamanlarda çok popülerdir. Ancak tüketicilerin kullandıkları sabunun su kanallarından geçişi sırasında sorun yaratmaktadır. Araştırmalara göre bu sabunlarda kullanılan kimyasallar, atık su kanalları yoluyla ülkenin her yerinde su kütlelerine ulaşıyor. Bu kimyasal kanserojen, hormonların çalışmasını bozan, yani son derce zehirli özelliktedir. Üstelik anti bakteriyel sabunların mikropları öldürmek açısından normal sabunlardan daha etkili olmadığı gösteriliyor. Bu yüzden bu sabunların yalnızca hastanelerde kullanılması sürdürülebilirlik açısından önemlidir.

Besinler konusunda da sürdürülebilirlik önemlidir. Organik meyve ve sebzeler, pastörize besinler, "sürdürülebilir şekilde avlanmış" deniz ürünleri bu uygulamalardır.

Suları ve gazlı içecekleri sakladığımız pet şişelerin üretiminde harcanan suyun içlerine konan sudan daha fazla olması su sürdürülebilirliği açısından cam şişelerin kullanımının daha iyi olduğunu ortaya çıkıyor.



2. GERİDÖNÜŞÜMLER



geridnmler.jpgDeğerlendirilebilir atıkların çeşitli fiziksel veya kimyasal işlemlerle ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dâhil edilmesine geri dönüşüm denir.



Geri Dönüşüm Sisteminin 5 Temel Basamağı:

1.Kaynakta Ayırma; Değerlendirilebilir nitelikli atıkları çöple karışmadan oluştukları kaynakta ayırarak biriktirme.

2.Değerlendirilebilir Atıkları Ayrı Toplama; Bu işlem değerlendirilebilir atıkların çöple karışmadan temiz bir şekilde ayrı toplanmasını sağlar.

3.Sınıflama; Bu işlem kaynağında ayrı toplanan malzemelerin cam, metal plastik ve kâğıt bazında sınıflara ayrılmasını sağlar.

4.Değerlendirme; Temiz ayrılmış kullanılmış malzemelerin ekonomiğe geri dönüşüm işlemidir. Bu işlemde malzeme kimyasal ve fiziksel olarak değişime uğrayarak yeni bir malzeme olarak ekonomiye geri döner.

Bu sistemde değerlendirme basamağı her malzeme için farklılık göstermektedir. Örnek vermek gerekirse aşağıdaki sistemler sıralanabilir.

- Plastik kırma makineleri,

- Hurda kablo geri dönüşüm sistemleri,

- Oto lastiği geri dönüşüm sistemleri,

- Pet şişe geri dönüşüm sistemleri,

-Plastik atık geri dönüşüm sistemleri

5.Yeni Ürünü Ekonomiye Kazandırma; Geri dönüştürülen ürünün yeniden kullanıma sunulmasıdır.

2.1 GERİ DÖNÜŞÜM NE İÇİN ÖNEMLİDİR?

1.Doğal Kaynaklarımız Korunur; Doğal kaynaklarımız dünya nüfusunun artması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi nedeni ile her geçen gün azalmaktadır. Bu nedenle malzeme tüketimini azaltmak, değerlendirilebilir nitelikli atıkları geri dönüştürmek sureti ile doğal kaynaklarımızı verimli kullanmak zorundayız. Bu nedenle geri dönüşüm doğal kaynaklarımızın korunması ve verimli kullanılması için son derece önemli bir işlemdir. Örneğin; kâğıdın geri dönüşümü ile ormanlarda ağaçların daha az kesilmesini sağlamış oluruz. Benzer şekilde plastik atıklarının geri dönüşümü ile petrolden tasarruf sağlanabilir.

2.Enerji Tasarrufu Sağlanır; Geri dönüşüm malzeme üretiminde endüstriyel işlem sayısını azaltmak suretiyle enerji tasarrufu sağlar. Örneğin; metal içecek kutularının geri dönüşümü işleminde bu metaller direkt olarak eritilerek yeni ürün haline dönüştürüldüğünde bu metallerin üretimi için kullanılan maden cevheri ve bu cevherin saflaştırılma işlemlerine gerek olmadan üretim gerçekleştirilebilmektedir. Bu şekilde bir alüminyum kutunun geri dönüşümünden % 96 oranında enerji tasarrufu sağlanabilir. Benzer şekilde katı atıklarda ayrılan kâğıdın yeniden işleme sokulması için gerekli olan enerji normal işlemler için gerekli olanın % 50'si kadardır. Aynı şekilde cam ve plastik atıkların da geri dönüşümünden önemli oranda enerji tasarrufu sağlanabilir.

3.Atık Miktarı Azalır; Geri dönüşümün uygulanması ile çöplere giden atık miktarında azalma sağlanarak bu atıkların taşınması ve depolanması işlemleri için daha az miktarda alan ve daha az enerji kullanılmış olur. Evsel atıklar için bu azalma ağırlık olarak fazla olmamakla birlikte hacimsel olarak bakıldığında oldukça önemli bir oran teşkil etmektedir.

4.Geri Dönüşüm Geleceğe ve Ekonomiye Yatırım Demektir; Geri dönüşüm uzun vadede verimli bir ekonomik yatırımdır. Hammaddenin azalması ve doğal kaynakların hızla tükenmesi sonucunda ekonomik problemler ortaya çıkabilecek ve işte bu noktada geri dönüşüm ekonomi üzerinde olumlu yapacaktır. Yeni iş imkânları sağlayacak ve gelecek kuşaklara doğal kaynaklardan yararlanma olanağı sağlayacaktır.

2.2 GERİ DÖNÜŞEBİLEN MADDELER

KÂĞIT, PLASTİK, LASTİK, CAM, YAĞ, METAL, AKÜ&PİL

2.2.1 KÂĞITkagt.jpg

Kâğıt, kültürel ve sanayi alanındaki yeri ile insanlığın en önemli ihtiyaç maddelerinden biri olup, kâğıt sanayinin gelişmesi bir ülkenin sanayi ve kültürel gelişmişlik düzeylerinin belirleyici etmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Atık kâğıt sürekli olarak geri kazanılamaz. Eğer, belirli miktardaki kâğıt sürekli olarak geri kazanılırsa, son kullanılma limitlerine çok kısa bir süre içinde ulaşılır. Her geri kazanımda, liflerin boyu kısalır ve liflerin yapışması için yardımcı maddeler ilave edilmeden yeni kâğıt üretilemez

Gazete, Dergi ve Mecmualar, Defterler, Kitaplar, Kataloglar, Prospektüsler, Kartonlar, Formlar, Bilgisayar Kâğıtları, Sigara Paketi Kâğıtları, Plastik İçermeyen Bisküvi, Sakız vb. Kâğıtları, Not Kâğıtları, Kâğıt Torbalar...



Kâğıt kutusuna atılabilecek maddeler:

Kâğıt, kültürel ve sanayi alanındaki yeri ile insanlığın en önemli ihtiyaç maddelerinden biri olup, kâğıt sanayinin gelişmesi bir ülkenin sanayi ve kültürel gelişmişlik düzeylerinin belirleyici etmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Atık kâğıt sürekli olarak geri kazanılamaz. Eğer, belirli miktardaki kâğıt sürekli olarak geri kazanılırsa, son kullanılma limitlerine çok kısa bir süre içinde ulaşılır. Her geri kazanımda, liflerin boyu kısalır ve liflerin yapışması için yardımcı maddeler ilave edilmeden yeni kâğıt üretilemez

Gazete, Dergi ve Mecmualar, Defterler, Kitaplar, Kataloglar, Prospektüsler, Kartonlar, Formlar, Bilgisayar Kâğıtları, Sigara Paketi Kâğıtları, Plastik İçermeyen Bisküvi, Sakız vb. Kâğıtları, Not Kâğıtları, Kâğıt Torbalar...

karton.png

Kâğıt ve kartonların geri dönüşümü:

Kâğıt ve karton, geri kazanılabilir katı atıkların arasında ağırlık olarak yüksek miktarlarda bulunmaktadır. Gazete kâğıtları, kâğıt türleri arasında en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Kâğıt ve karton üreticisi kuruluşlar, atık kâğıtlardan hammadde kaynağı olarak yararlanmaktadır. Atık kâğıt ve kartonun geri kazanılmasındaki en önemli faktörlerden birisi kâğıt için gerekli olan selülozun daha ucuza temin edilmesidir.

Atık kâğıt geri kazanım oranı % 34,5 olup, kullanım oranı % 56 civarındadır. Ülkemizde atık kağıt birim fiyatı kalitesine göre değişmekte olup genellikle 0,1-0,2 USD/kg arasındadır. Ayrıca lamine kartonlarda geri kazanılabilmektedir. İçecek kartonları olan lamine kartonlar, %80 kâğıttan ve az bir oranda polietilen ve alüminyumdan oluşmaktadır. Kullanılmış lamine karton yüksek sıcaklıkta preslenerek yoğunlaştırılıp masa, sandalye, dolap gibi mobilya üretiminde ve aynı zamanda kâğıt hammaddesi olarak da kullanılabilmektedir.

2.2.2 PLASTİK

plastk.jpgPlastik, karbonun (C) hidrojen (H), oksijen (O),azot (N) ve diğer organik ya da inorganik elementler ile oluşturduğu monomermoleküllü gruplardaki bağın koparılarak, polimer adı verilen uzun ve zincirli bir yapıya dönüştürülmesi ile elde edilen malzemelere verilen isimdir. Adı verilen, basit yapıdaki tanımdan anlaşılacağı üzere plastikler doğada hazır bulunmaz, doğadaki elementlere insan tarafından müdahale edilmesi ile elde edilir. Elde edilmesi belli bir sıcaklık ve basınç altında, katalizör kullanılarak monomerlerin reaksiyona sokulması ile olur. Plastik ilk üretildiğinde toz, reçine veya granül halde olabilir. Genelde plastikler petrol rafinerilerinde kullanılan ham petrolün işlenmesi sonucu arta kalan malzemelerden elde edilir. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki petrolün sadece % 4 lük bir kısmı plastik üretimi için kullanılmaktadır.

Plastik materyallerin geri dönüşümü için üç yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi parçalanmış halde bulunan plastiklerin yeniden işlenmesidir ki bu şekilde elde edilmiş olan bir ambalaj materyali halen tüketicinin kullanımına sunulmamıştır. İkinci yöntem ise plastik malzemenin fiziksel olarak temizlenmesi ile geri kullanımıdır. Üçüncü yöntemde de polimerlerin kimyasal yapıları değiştirilmektedir. Bu yöntemde genellikle monomerlere doğru bir depolimerizesyon olmaktadır ve bu monomerlerden yeni polimerler üretilmektedir. Bu yöntemle elde edilen plastik malzemelere örnek; pet şişelerdir. Plastik yaklaşık 1000 yılda yok olur.

Kutuya Atılabilecek Malzemeler :PET, PE, PS, PP, PVC Şişeler, Plastik Süt ve Ayran Kutuları, Plastik Torbalar, Plastik Soda Şişeleri, Plastik Meşrubat Şişeleri, Şampuan, Deterjan, Çamaşır Suyu Şişeleri, Strech Film, Yoğurt Kapları

Kutuya Atılmaması Gereken Malzemeler :Motor Yağı Kutuları, Boya Kutuları, Margarin Kapları, Kirli ve Yağlı Kaplar

Plastiğin geri dönüşümden elde edilen bazı malzemeler şunlardır:

1. Otomotiv sektöründe plastik torba,

2. Marley,

3. Su borusu,

4. Elyaf ve Dolgu Malzemesi,

5. Araba yedek parçası yapımında

6. Deterjan şişeleri, çöp kutuları ve benzeri ürünler

7. Çeşitli plastik dolgu malzemeleri

8.Çeşitli plastik oyuncak ve kırtasiye malzemeleri oluşmaktadır.

plastk_gerdnm.png

2.2.3 LASTİK

Lastik bazı bitkilerin gövdesinde doğal olarak süte benzeyen bir kolloidal süspansiyon şeklinde bulunan veya sentezlenebilen bir hidrokarbon polimerdir. Lastik üretmekte kullanılan lateksin en büyük ticari kaynağı Euphorbiaceae familyasından Hevea brasiliensis adlı bitkidir. Sentetik lastik ise çeşitli monomerlerin polimerizasyonu ile polimerlerin elde edilmesiyle oluşur.

Faydalı ömrünü tamamladığı belirlenerek araçtan sökülen orijinal veya kaplanmış, bir daha araç üzerinde lastik olarak kullanılamayacak durumda olan ve üretim esnasında ortaya çıkan ıskarta lastiklere Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL)lastk.jpg denir.



Lastikler araç altından söküldükten sonra "kullanılmış lastik" ya da "ömrünü tamamlamış lastik" olurlar. Çevrede zor ayrışır olmaları, atık lastiklerin önemli bir çevre problemi olmalarının asıl nedeni değildir. Ne kadar zor ayrışsalar da atıklar tabiatta sonunda ortadan kaldırılabilmektedir. Buna yakma ile destek de olunabilmektedir. Ancak, üretilen atık lastiklerin çok önemli miktarlarda olması bu atıkların giderilmesindeki en önemli yönü ortaya koymaktadır.

Atık lastiklerin bertaraf yöntemleri;

• Yeniden kaplama

• Geri kazanma

• Enerji elde edilmesi

• Atık deposunda depolama

• İhracattır.

Hurda lastiklerin yığıldığı yerlerde önemli 2 çevre zararı söz konusu olmaktadır. Bunlar:

• Bu yığınlarda meydana gelen şiddetli yangınlar,

• Diğeri ise bu yığınlarda rahatça çoğalma fırsatı bulan böcekler nedeniyle toplum için oldukça tehdit edici hastalıkların yayılma ihtimalidir.

ÖTL'lerin Tekrar Kullanımı :

• Özellikle otobüs-kamyon lastikleri gibi bazı lastikler kaplanabilmekte ve böylece tekrar kullanılabilmektedir.

ÖTL'lerin Geri Kazanılması:

• ÖTL'lerden madde geri kazanımı da mümkündür. ÖTL'leri parçalayarak madde geri kazanımı yapmak için Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan Lisans alınması gerekmektedir. ÖTL Geri kazanım tesislerinde ilk önce lastiklerin kalın tel kısımları ayrılır, Kalın tel kısımları ayrılan lastikler daha sonra daha ufak parçalara ayrılırlar. Öğütme işlemleri sonucunda lastiklerin elyaf (bez) ve kalan tel kısımları ayrılır. Oluşan granül lastik parçaları da çeşitli elekler ile istenilin boyuta getirilir. Burada oluşan granül lastikler kauçuk imalatında, halı saha zeminlerinde ve lastik karo taşı üretiminde kullanılmak üzere piyasaya arz edilir.

2.2.4 cam.jpgCAM

Cam, aşırı soğutulmuş alkali ve toprak alkali metal oksitleriyle, diğer bazı metal oksitlerin çözülmesinden oluşan bir sıvı olup ana maddesi (SiO2) silisyumdur.

Camın bileşimine giren üç grup madde vardır. Bunlar cam haline gelebilen oksitler, eriticiler ve stabilizatörler denilen maddelerdir. Camın bileşimine giren bu maddeler kum-soda-kireç olarak da adlandırılabilirler. Camın bileşimine giren maddelerin dışında cama önemli özellikler kazandıran ve üretimde bazı yararlar sağlayan yardımcı bileşenlerde vardır.

CAMIN GERİ KAZANIMIYLA ELDE EDİLEN TASARRUFLAR

• Enerji tüketiminde azalma : %25

• Hava kirliliğinde azalma : %20

• Maden atığında azalma : %80

• Su tüketiminde azalma : %50

• Korunan doğal kaynaklar: Kum, soda, kireç

1970 yılından bu süreç içerisine kadar bir milyon tonun üzerinde cam ambalaj atığı toplanarak

-Yenilenemeyen doğal kaynaklardan 1,5 milyon ton hammadde,

-30 bin tonun üzerinde fosil yakıt tasarrufu dolayısıyla sera gazı emisyonunda önemli azalma sağlanmıştır.

Cam geri dönüşümü, sonu olmayan bir hikayedir. Plastik ve kağıdın aksine camlar sınırsız olarak yeniden değerlendirilebilir. Teorik olarak cam kaplar kalite kaybı olmadan neredeyse % 100 oranında eski camdan imal edilebilir.

CAM KUMBARALARINA ATILACAK MALZEMELER

• Kapaksız cam şişeler.

• Cam su bardakları, sürahi, vazo vb.

• Cam kavanozlar.

Cam atıklarınızı temiz olarak; renkli camlarınızı renkli, renksiz

Camlarınızı renksiz cam kumbaralarına atmalıyız.

Şişe ve kavanozların kapaklarını mutlaka çıkarmalıyız.



Camın geri dönüşüm metodu şu şekildedir. Cam atıklar (şişe, kavanoz vb.) toplama kutularında toplanır ve bu atıklar renklerine göre ayrılarak geri dönüşüm tesislerine verilir. Burada atık ve katkı maddelerinden ayrılır. Burada cam kırılır ve hammadde karışımına karıştırılarak eritme ocaklarına dökülür. Bu şekilde tekrar cam olarak kullanıma geçer. Kırılan cam, beton katkısı ve cam asfalt olarak da kullanılmaktadır. Cam asfalta %30 civarında geri dönüşmüş cam katılmaktadır. Cam bu şekilde sonsuz bir döngü içinde geri dönüştürülebilir, yapısında bozulma olmaz.


2.2.5 yag.jpgYAĞ

Yağ oda sıcaklığında yüksek viskoziteye sahip, yüksek miktarda karbon ve hidrojen içeren, suyla karışmayan ancak diğer yağlarla kolayca karışabilen maddelerdir. Yağlar yiyecek, yakıt, boya, makine sanayi dahil birçok değişik amaçlarla kullanılırlar.

Atık yağları iki grupta toplayabiliriz:

• Atık madeni yağlar ( motor/endüstriyel yağlar, özel müstahzarlar ve kontamine olmuş yağlar)

• Atık bitkisel yağlar

Atık yağın tehlikeleri;

• Atık yağlar toprağa ve suya atılmamalıdır. Bulunduğu ortamı kirletir, ortamda yaşayan canlılara zarar verir. Ekotoksik özelliğe sahiptir.

• Küçük fırınlarda yakılması yasaktır çünkü atık yağın içindeki ağır metal ve klor bileşimleri atık hava ile birlikte atmosfere salınarak havayı kirletir ve insan sağlığına zarar verir.

• 1 litre yağ, 1 milyon litre suyu kullanılamaz, 5 milyon litre suyu içilemez duruma getirir.

• Litre kullanılmış motor yağı, 800 bin litre içme suyunu kullanılamaz hale getirir.

• 1 litre benzin, 800 bin litre içme suyunu kullanılamaz hale getirir.

• Atık yağlar yüzeysel sulara, kanalizasyona dökülmemeli ve evsel çöplerle karıştırılmamalıdır! Evsel çöplerle karışan yağlar depolama alanlarında yangın tehlikesi oluşturmaktadır. Biriktirilmeli ve lisanslı firmalara verilmelidir.

• Atık yağlar, yukarda belirtilen kirletici özellikleri yüzünden lisanslı firmalarca toplanıp, geri kazanım ve bertaraf işlemlerine tabi tutulmaktadır. Atık yağlara işe yarmaz, ekonomik değeri olmayan maddeler gibi bakmak son derece yanlış bir tutumdur. Günümüzde atı yağlarda ürün geri kazanımı ile sabun, yemlik,dizel yakıt alternatifi olan biyodizel üretilmekte ve Bakanlıktan lisanslı tesislerde yakma ile enerji geri kazanımı sağlanmaktadır.

2.2.6 METALmetal.jpg

Metaller çok değişik türde üstün özellikleri nedeniyle endüstride geniş uygulama alanına sahiplerdir. Özellikle üstün mekanik özelliklere sahip olduklarından en önemli yapı ve makine malzemesi sayılırlar. Metaller demir esaslı metaller ve demir dışı metaller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Çelik ( demir esaslı metal) ve alüminyumun ( demir dışı metal) metaller arasında geri dönüşüm ve geri kazanım piyasasında çok büyük paya sahip malzemelerdir.

Metal Geri Kazanımıyla Sağlanan Tasarruflar

1. Kullanılmış Çeliğin Geri Kazanımı

Kullanılmış çelik geri kazanılıp üretime sokulduğunda hammadde kaynağı korunmuş olur. 1000 kg. kullanılmış çelik geri kazanılıp tekrar çelik üretiminde kullanıldığı zaman 1050 kg. demir cevherinden, 454 kg. kok kömüründen ve 55 kg. kireç taşından tasarruf edilmiş olunur.

• Kullanılmış çelikten çelik üretildiğinde su kirliliği ve hava kirliliği ¼ oranında azalır.

• Enerjinin % 74 ve hammaddenin % 90 korunduğu,

• Su tüketiminin % 40 azaltıldığı,

• Atık su kirlenmesinde % 76, hava kirlenmesinde % 86 ve maden atıklarında % 97 azalma olduğu, gözlenmiştir.



2. Alüminyum Geri Kazanımı

• Alüminyumun geri kazanımıyla; enerji tüketiminde azalma % 95, hava kirliliğinde azalma % 90, su kirliliğinde azalma % 97, baca gazı kirletici emisyonunda azalma % 99 oranında olur ve boksit cevherinde korunmuş olur.

• Bir kilogram alüminyum kutu geri kazanıldığında

8 kg boksit madeni,

4 kg kimyasal madde,

14 KW/sa elektrik enerjisi kullanımı korunmuş olur.

• On adet alüminyum içecek kutusu geri kazanıldığında, 100 KW/sa bir lambanın 35 saatte veya bir TV' nin 30 saatte harcadığı elektrik enerjisi korunmuş olur.

• Bir ton kullanılmış alüminyumdan alüminyum üretilirse;

1300 kg boksit bakiyesi,

15000 litre soğutma suyu,

860 litre proses suyu,

2000 kg CO2 ve 11 kg SO2 emisyonu daha az oluşur.

Kutuya Atılabilecek Malzemeler

Alüminyum İçecek Kutuları, Alüminyum Folyolar, Konserve Kutular, Mutfak Malzemeleri (Çatal, Bıçak, Tencere, Çaydanlık)


metal_gerdnm.png

2.2.7 AKÜ-PİLaku.jpg

Şarj edilmeyen primer hücrelerde kimyasal reaksiyon sonucu oluşan kimyasal enerjinin doğrudan dönüşümü ile üretilen elektrik enerjisi kaynağına pil denir.

Enerji depolayan ve gerektiğinde bu kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren cihazlara akü denir.

Evlerde, işyerlerinde, ulaşımda ve sanayide önemli miktarda pil kullanılmaktadır. Piller, motorlarda, elektronik cihazlarda, saatlerde, kameralarda, hesap makinelerinde, işitme aletlerinde, kablosuz telefonlarda, oyuncaklarda v.b. yerlerde geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.

Atık piller; kağıt, metal ve cam gibi atıklara göre daha az hacme sahip olmalarına rağmen, onlardan binlerce kat fazla doğal yaşama ve insanlığa zararlı ağır metaller içerirler.

Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine göre;

• Atık ( hurda ) akümülatörler çöp değildir ve diğer atıklarla beraber atılamazlar.

• Atık ( hurda ) akümülatörler mutlaka lisanslı ve yetkili toplayıcılara teslim edilmelidir.



KAYNAKLAR

KİTAPLAR


*Brown L., Flavir C., Postel S., 1998, Gezegenimizi Kurtarmak, Worlwatch Institute, TÜBİTAK, TEMA, Noral matbaacılık, Ankara, 196

*Assadourian E., Flavin G., French H., Gurdner G., Halweil B., Mastry L., Danielle Nierenberg D., Pastel S., Renner M., Sarin R., Sawin J., Starke L., Vickers A., 2004,Dünyanın Durumu 2004-Özel Konu: Tüketim Toplumu, Worlwatch Institute, TEMA,İstanbul,2004

İNTERNET ADRESLERİ


www.kimyaevi.org

www.geridonusum.org

www.cevko.org.tr

tr.wikipedia.org/wiki/Geri_dönüşüm

www.gerikazan.com/lgdonusumu.htm


YAZININ HAZIRLANMASINDA EMEĞİ GEÇEN;

İstem SAYIN'a
Fatma Cansu AYTEKİN'e

TEŞEKKÜR EDERİM.

HAZIRLAYAN: Enbiya AKBULUT

kimyamuhendisi.com ESOGÜ Temsilcisi

Son Güncelleme ( Perşembe, 05 Şubat 2009 20:56 )
 

Yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.